PTZ - PRŞ : 12:00 - 20:00 | CTS : 10:00 - 20:00
0212 230 44 04
info@rehabayar.com
0212 230 44 04

Yaşlılık Depresyonu ve Nedenleri

   Yaşlanma süreci, bir yandan  ilerleyen yılların kazandırdığı deneyimler ile yaşlılığın getirdiği problemlere karşı koyma ve savaşma becerileri kazandırırken, bir yandan da güç ve yeteneklerde oluşan fiziksel kayıplar ile, dost ve arkadaş kayıpları, sosyal iletişimde zorunlu kopukluklar ve kimi zaman hayatı da tehdit eden ve birden fazla fiziksel rahatsızlıklar ile bu problemleri arttırmaktadır.

 

Depresif şikayetler,  ileri yaş gruplarında sık gördüğümüz ruhsal belirtilerdir. Yaşlılarda depresif belirti bazen yeni başlayan fiziksel bir hastalığın habercisi de olabilir.

Yaşlı toplulukta (65 yaş üzeri ) depresyonun görülme sıklığı  %15  civarındadır. Yaşlı depresyonu gençlere göre nedenleri ve tedavi cevabı açısından gençlerin depresyonundan farklılıklar gösterir.

Depresyon bulguları  hastanın çevresi veya psikiyatrist olmayan hekimler tarafından sıklıkla yaşamın ve yaşlılığın bir parçası olarak kabul görebilir. Depresyonun ağır bir formu olan Major depresif bozukluğun yaşlılarda genç nüfusa göre daha seyrek görüldüğü bilinmektedir ( yaklaşık %4civarında). Major depresyon için sıklık bu yaş grubunda cinsiyete göre belirgin bir farklılık göstermemekle birlikte, depresif semptomların kadınlarda daha yaygın olduğu da bilinmektedir.

  Depresyonun distimik bozukluk gibi kronik seyirli tipine de yaşlılıkta sık rastlanmaktadır. Uzun süreli, yaygın, çok şiddetli belirtilerin olmadığı bu depresif tablo çoğu kez yaşlanmanın doğal bir parçası gibi görülerek bir hastalık olarak değerlendirilmemektedir

Depresyonun distimik bozukluk gibi kronik seyirli tipine de yaşlılıkta sık rastlanmaktadır. Uzun süreli, yaygın, çok şiddetli belirtilerin olmadığı bu depresif tablo çoğu kez yaşlanmanın doğal bir parçası gibi görülerek bir hastalık olarak değerlendirilmemektedir

  Yaşlıda depresyon yalnızca fiziksel hastalık riskini arttırmaz aynı zamanda ciddi bir ölüm nedenidir. Yaşlı depresiflerde intihara yatkınlık genç depresiflerden daha fazladır. İngiltere'de intihar olgularının %25'ini 65 yaşın üzerindekiler oluşturmaktadır

. Erkeklerde intihar sıklığının daha fazla olduğu ve yaşlılığın ileri evreleri ile birlikte daha da arttığı, kadınlarda ise erkeklere göre hem daha az görüldüğü hem de yaşın ilerlemesi ile birlikte sıklığın değişmediği  bilinmektedir. Yaşlıda intihar olgusu toplum ve kültürlere göre de belirgin farklılıklar gösterir. Yalnızlık ve sosyal izolasyon en önemli risk faktörleridir. Eş ve yakınların kayıpları (özellikle yakın dönemde olanlar) ve yas tutma yaşlılarda yalnızlığın en önemli nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Yaşlı, erkek olma, yalnız yaşama, yakın dönemde yaşanmış bir kayıp, depresyon ve alkol kullanımı, ciddi fiziksel hastalıklar ve kronik ağrı yaşlıda intihar riskini arttıran önemli faktörlerdir

Depresyonda Risk Faktörleri

Yaşlılar depresyonun ortaya çıkışı açısından pek çok risk faktörü ile kaşı karşıyadır. Sosyal ilişkilerde azalma, yalnızlık, yas, maddi kazançta azalma, fiziksel hastalıklar, öz güven eksikliği, cinsel kapasitede kayıp, meydana gelen yaygın veya bölgesel beyin dokusu harabiyetleri yaşlılık dönemi depresyonu için önemli risk faktörleridir.

Fiziksel hastalıklar:

Fiziksel hastalık varlığı hem doğrudan hem de dolaylı olarak depresif bozukluk nedenidir. Yeni birhastalığın teşhisi sıklıkla depresif bir atağı başlatabilir. Kronik hastalıklar ise kronik ağrının eşlik etmesi, başkalarına bağımlı hale getirme, günlük yaşam kısıtlılıklarına neden olma, yaşam kalitesini düşürme gibi özelliklerinden dolayı depresyona neden olabilirler. Klinik deneyimler fiziksel hastalığın ciddiyeti veya yaşamı tehdit ediciliğinden ziyade, neden olduğu kayıpların depresif şikayetler ile daha ilişkili olduğunu göstermektedir. Fiziksel hastalıklar genellikle fiziksel bağımsızlık ve kendine yeterlilikte kayıplara ve dolaylı olarak özgüvenin azalmasına neden olmaktadır. Ayrıca hastalığın artacağı ve elden ayaktan düşeceği korkusu da söz konusudur. Yaşlılarda uykusuzluk ve kronik ağrı da sıklıkla depresyonu tetikler. Daha az görülmekle birlikte görme işitme problemleri, kulak çınlamasının da yaşlıda depresyon gelişmesi üzerinde etkili olduğu gösterilmiştir. Yaşlıda fiziksel sağlık ile depresyon arasındaki ilişki iki yönlüdür. Her ikisinin de varlığı diğerinin gidişatını kötü etkiler. İnme, Parkinson hastalığı, tiroit hastalıkları, Cushing hastalığı, Huntington hastalığı, kanserler, sinir sisteminin dejeneratif hastalıkları gibi bazı fiziksel hastalıklar doğrudan depresyona da neden olabilirler 

İlaç Kullanımı:

Yaşlılarda çoklu ilaç kullanımı pek çok sorunu da beraberinde getirir. Doktorların bir birinden habersiz verdiği ilaçların yaşlı tarafında yanlış ve hatalı kullanımları bazen faydadan ziyade zarara sebep olabilir. Pek çok ilaç yan etki olarak mizacı etkiler. Ancak genellikle birçok tıbbi durumun bir arada bulunduğu yaşlılarda çoklu ilaç kullanımını kontrol etmek de her zaman mümkün değildir. Temel prensip olarak mümkün olan en az çeşitlilikte ilaç, mümkün olan en düşük dozlarda uygulanmalıdır. Yaşlılarda bazı ilaçlar özellikle çoklu kullanımda yan etki olarak depresyon yapabilir veya depresyonun mevcut şikayetlerini arttırabilir

Nörobiyolojik Faktörler:

Yaşlı depresyonunda yaşlanan beyin dokusunda meydana gelen nöro-biokimyasal değişikliklerin beyinin depresyona yatkınlığını da arttığı üzerinde durulmaktadır. Görüntüleme çalışmalarında demanslı yaşlılarda da, depresyonlu yaşlılarda da kortikal doku yoğunluğunda azalma gösterilmiştir. Kortikal fonksiyonel kapasitede azalma hem depresif epizod boyunca bilişsel yetersizliği arttırmakta hem de iyileşme sürecini olumsuz etkilemektedir.

Psikososyal faktörler:

Yaşlılık döneminde başlayan depresyonda hastalık öncesi kişilik yapısının gençlere göre daha önemli bir rol oynadığı kabul edilmektedir. Gençlikte nörotik şikayetleri olan insanların yaşlılıklarında depresyona yatkınlıkları olduğu düşünülmektedir. Bazı kişilik bozukluklarını Da hem gençlik hem de yaşlılıkta inatçı depresyona yol açabileceği kabul edili.

En çok kabul gören sosyal faktörler:

Sosyo-ekonomik yetersizlik,

Aile desteğinin olmaması

Bakım ve huzur evinde kalmak

Bağımsızlığın ve mahremiyetin yitirilişi

Dul olmak veya boşanmış olmak

Başka bir yaşlıya bakıcılık yapmak

Alzheimer hastası olan eşlerine bakmak

Sevilen birinin yas dönemi


 

İletişim

  Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
  0212 230 44 04
  Halaskargazi Cad. No:103 Kat:5 Osmanbey / Şişli / İstanbul

Sınırlı Sorumluluk Beyanı

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.